• Açelya Küle

Saldırgan Güdü İle Başa Çıkma

Talihsiz kaderi değiştirmek için, karakterimizi yani verdiğimiz tepkileri ve duygularımızı değiştirebilmemiz gerekmektedir. Karakter, herhangi bir olay karşısında nasıl davrandığımızdır, dünyayı algılayış biçimimizdir. Tepkilerimizi samimi şekilde değiştirdiğimizde, karakterimizi de değiştirme girişiminde bulunmuş oluyoruz. Tüm hayatımızı detaylı bir analize tabi tutup, defalarca olaylar karşısında ne tür davranışlar gösterdiğimizi takip etmeli, kendimizi lafta değil, gerçekte tanımaya başlamalıyız. Başımıza gelen her bir olumsuz olay, hakaret , küçük düşme, ezilme, aldatma vs. esasta ruhta bir karmik temizliktir.


Arınmak için zayıf olan yanlarımızı, zaaflarımızı ve korkularımızı irdelemeliyiz. Fark etmeliyiz ki hayat bize talihsizlikler yoluyla gelişim ve büyüme sağlıyor. Tabi ki bu farkındalık bir anda gerçekleşmeyecek. Karakter, duygu- düşünce, davranış alışkanlıklarımızı değiştirmek çok kolay bir iş değil. Üstelik insanlar bizleri üzmeye devam da edecekler. Buna nasıl dayanacağız ? Bizlere yapılanı içselleştirmeyerek ve içimize atmayarak bunu başarabiliriz. Bizler bu dünya sahnesinde belli bir süre kalacak olan oyuncularız.

Peki bu denildiği kadar kolay mı ? Bizi üzen zorba insanlara karşı nasıl kayıtsız kalacağız , olayları nasıl içselleştirmeyeceğiz ? Bunun bir yolu var ve bu yol idrak edilebildiği taktirde gayet başarılı bir dayanak noktası, fakat dürüst olmalıyım ki gayret gerektiren bir öğreti. Öncelikle hayatımızı aksiliklere uğratan ve bizi zorlayan kişilerin, bize birtakım şeyleri yaşatmakla görevlendirilmiş insanlar olduklarının bilincine varalım. Esma, Selma veya Ahmet.. bizi üzecek bir insan muhakkak olacaktır. Unutmayalım ki onlarda bu yaşam sahnesinde aynı bizim gibi birer figüran. İnsanlığa dar bir pencere ve bu dünyevi materyalistik düzenden bakmayı bir kenara koyarsak eğer, büyük plandan bakıldığında gelişebilmemiz, belli dersleri alıp güçlenebilmemiz için öyle ya da böyle zorluklarla karşılaşmamız gerekir. Bu derslerin öğrenilebilmesi için yine insanın insana ihtiyacı vardır..



Hint kutsal destanında bu konu ile ilgili okumuş olduğum bir (mit)öğreti var, hikayeye göre; Tanrı, kötülüğü temsil eden bir avatarına iyilik içinde on reenkarnasyonuna (ruhsal deneyim için tekrar bedenlenme, hayata dönme) karşılık kötülük dolu geçen üç reenkarnasyon önerdiğinde, sırf kendisinden on dünya hayatı içinde ayrı kalmamak için bu üç kötülük yaşamını tercih etmiştir. "Kötü" avatar, Tanrı'dan on yaşam boyunca ayrılmak istemediği için üç kötülük edeceği yaşamı sürmeyi yeğlemiştir. Hiç kuşku yok ki bu büyük bir fedakarlık ve derin bir dinsel düşüncedir.

Biz insanların tıpkı birer avatar gibi, profesyonel birer dövüşçü gibi olduğumuzu fark etmemiz gerek. Kıran kırana bir mücadele içerisindeyiz. Ama farz edin ki rakibinize karşı olumsuz bir duygu hissetmiyorsunuz, bu sadece bir spor müsabakası. Sonuçta müsabaka bittiğinde rakibinizle el sıkışıp ayrılacaksınız. Hayat akışımızda karşılaştığımız her olumsuz figüran, tıpkı profesyonel bir dövüşçünün rakibine olan duygularına benzer bir şekilde karşılanmalıdır.


Olumsuz figüran, tıpkı Tanrı'nın kötülük avatarı gibi, kendisine verilen görevi yapacak, bize vereceği dersi verecek, canımızı acıtma pahasına ruhumuza dokunmaya çalışacak ve görevi sonlandığında çekip gidecektir. Eğer ringdeki dövüşü kişisel olarak üzerimize alırsak ve öfke, kin duygularımızın üstesinden gelemeyip, müsabaka sonrasında da devam ettirirsek, dersler alınamamış , gelişim kaydedilememiş ve müsabaka boşuna yapılmış demektir.

Bazı insanlar vardır. Sürekli tekrar tekrar aynı şeyleri yaşar, fakat şikayet etmekten bir adım öteye gidemezler. Bilinmelidir ki, bu yaşam sahnesinde kişi neyi öğrenemiyorsa, neyi aşamıyorsa , her seferinde farklı senaryolarla can acıtıcı bir şekilde karşısına dikilecektir. Evrenin sürekli tekrar eden bu "acı dersler" döngüsü , kişi dersleri içselleştirdiğinde ve artık kin , öfke duygularından sıyrılıp ruhsal olarak daha sakin bir alana geçtiğinde son bulacaktır. Aşk hayatı, aile hayatı, iş hayatı, bize ihtiyacımız olan dersleri verecek profesyonellerle doludur...


Bu durumda yaşanılan talihsizliklerde ve sürekli aynı, acıtan insan figürleriyle karşılaşıldığında, neden ben ? Sorusu yerine ; Öğrenmem gereken ne var ? Bu döngüyü kırmak için ne gibi bir değişiklik yapabilirim ? Sorularını sormak daha akıllıca olacaktır.


Bunun dışında, bazı insanlar acı çekmemek adına toplumdan soyutlanarak yaşamayı deneyebilir. Küçük bir sahil kasabasına , şehirden uzak bir dağ yamacına hatta manastıra kapanabilir. O zaman hayatın gel-gitleriyle olan amansız kapışma bir dereceye kadar muhakkak hafifleyecektir. Ancak bu yol, kolay olan ve insan tekamülünü yavaşlatan bir seçimdir. Önemli ve taktir edilecek olan, zor ortam ve şartlarda kendine mukayyet olmayı başarabilme ve zorlukların üstesinden gelebilme becerisini kazanabilmektir...


NOT: örnekleme; Renan Seçkin " Karmanın Gücü- Şifa ve Enerji " kitabından alıntılanmıştır.


Farkındalıkla Kalın

Sevgiler Açelya


34 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İncinme Nedir

Neden abone olmalıyım?

Eğer sitemizi gezerken keyif alıyorsanız ve yeni paylaştığımız içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız aşağıdaki abonelik formu bölümüne mail adresinizi yazıp gönder butonuna basabilirsiniz.