• Açelya Küle

Olumsuz etkinin Gücünü Kullanabilmek

Aslında ruhsal yolculuğum boyunca "iyi" ve "kötü" kavramlarını çok keskin manada kullanmamaya çalışıyorum. Herkesin bildiği gibi bu iki karşıt kuvvet yaratılışın iki kutbudur. Bunlar, varoluşu sonsuz bilinç dışı alemden çıkarıp harekete zorlayan kuvvetlerdir. Uyanışın olabilmesi için her iki kuvvetinde varlığı zaruridir.

Tek başına duran bir iyiliğin kendine faydası yoktur. Bu iyilik durumu, kendi pozitifliği içinde o kadar gömülü olacaktır ki, kişide ebediyet boyunca pasif durumda kalabilir. Sanskritçede sura adı verilen iyiliği hareket etmeye ve aktif olmaya zorlayan güç, asura ismini alan negatif kuvvettir.


Dolayısıyla hayatta ve ruhsal bütünlük üzerindeki etkilerde de negatif kuvvetlere maruz kalmadan güçlenme ve gelişim gösterilip bir üst bilince atlanılması her zaman olası değildir. Bir tohum, kendini iyice muhafazaya aldığında tek başına asırlar boyunca atıl ve pasif halde dinlenebilir. Tohum bu emniyetli tutumuyla ölmeyecek ama filizde vermeyecektir, dolayısıyla büyüyemeyecek ve gelişemeyecektir. Ama kendini diğer kuvvetlerin etkisine bırakırsa, toprak, su ve rüzgar ile buluşursa, çok geçmeden kendi içinde saklı duran potansiyeli canlandırma fırsatını bulabilecektir.

Örtülü olduğu toprağın içinde zorlukla ışığa doğru yolunu aralamaya çalışırken akan sellerle boğuşacak ve yaşamak için köklerini daha derine atması gerektiğini anlayacaktır. Körpe dalları rüzgarın şiddetiyle eğilirken, gövdesini daha da güçlendirmek için üstün bir çaba sergileyecektir.



Tohum, onu dağlayan bu dış kuvvetler olmasaydı, özündeki canlı, yaratıcı potansiyeli görebilecek miydi ? Biz de tıpkı bu tohum gibiyiz, kendimizi gerçekleştirmek için "dış mihraklara" gereksinim duyarız. İyilik pasif ve durağan bir kuvvettir. Kötülük aktiftir, iyiliği canlandıran ve itekleyen güçtür.

Aslında evrensel açıdan ve çok daha üst bir bilinç düzeyinden bakıldığında iyilik ve kötülük bir bütündür ve insanın bu konudaki nitelendirmeleri bile tamamen içseldir. Tüm o şeytanların ve meleklerin çoğu bile bu kendi içsel potansiyelimizin bir bütününün imajine edilmiş halidir. Size bu konu ile ilgili çok çarpıcı ve güzel bir hikaye paylaşmak istiyorum.




"Bir zamanlar iki güçlü kurt yaşarmış Bu iki şanlı kurt besili bir koyun bularak önlerine katmışlar. Koyunun büyük parçasını kim alacağını tartışmaya başlamışlar. İkisi de koyunu kendisine istiyormuş. Biri koyunu daha önce gördüğünü söylerken diğeri buna razı değilmiş. Anlaşamayınca güreşmeye karar vermişler. Kazanan koyunu alacakmış

Koyun kenarda durup izliyormuş. Kurtlar dövüşmeye başlamış. İkisi de güçlü olduğundan saatler geçiyor ama mücadeleyi kimse kazanamıyormuş. Koyun ise birinin galip gelmesini bekliyormuş. Derken yakınına bir bilge yaklaşıp "kızım neyi izliyorsun?" diye koyuna sormuş. "Kimin kazanacağına bakıyorum". diye cevap vermiş saf koyun. "Peki birinden biri kazanırsa sana ne olacağını biliyor musun?" "Ne olacağını bilmiyorum, ikisi de oldukça güçlü ve kuvvetli , sadece merak ediyorum." Bilge onu peşinden gelmesi için çağırmış. Koyun peşine takılmış. Koyunu kendi okuluna götürüp, uzunca bir zaman ona eğitim vermiş. Aradan çok zaman geçince aynı yere gelmişler ve kurtların halen koyun için dövüşmekte olduklarını görmüşler.

Bilge, İki kurdun sırtına birer dizgin takmış, arabanın önüne katmış, koyunu da arabanın üzerine bindirmiş. Hangisi daha güçlü şimdi ?. Kurtlarınızı at arabasının önüne koymadığınız , koyununuzu eğitip onu arabaya bindirmediğiniz ve kamçıyı elinize almadığınız sürece hiçbir şeyde muvaffak olamazsınız. İki kurdun güreşini izlerseniz postunuzdan olursunuz.

Dünya'da savaş bitmez. Ama siz kimin kazanacağını bilmek istiyorsunuz. Olumsuz etkilerin sorumluluğunu elinize almadan onun iyi bir şeye dönüşmesini bekliyorsunuz ve farkında değilsiniz ki bu sizin öz iradenizle aşmanız gereken bir aşama. Böylelikle sorumluluğu alınamayan olgular güçleniyor ve onlara bakarak şikayet ediyorsunuz


Bazen Tanrı'nın şeytanı neden yarattığını soruyorsunuz. O şeytanı yaratmadı. " O zaman hakkedene nasıl eziyet ediliyor ?"

İnsanlar aslında eziyet görmüyor. Farkında olmaksızın kenarda durarak şeytanların güreşlerini izliyor ve kimin kimi yeneceğine bakıyorlar..


Not: Örnekleme ve hikaye; Renan Seçkin " Bedensiz varlıklar ve Obsesyon" kitabından alıntılanmıştır.

Farkındalıkla Kalın

Sevgiler Açelya

46 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Neden abone olmalıyım?

Eğer sitemizi gezerken keyif alıyorsanız ve yeni paylaştığımız içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız aşağıdaki abonelik formu bölümüne mail adresinizi yazıp gönder butonuna basabilirsiniz.